Edebiyat

aysun’a

“-her zaman paylaşılan duygular vardır
yeri gelince ölümler de paylaşılır
bölüşmek bir ölümü dostluğu ve şiiri
benzemez beyaz evlerden mavi sulara
aynı pencereden iki yabancı gibi bakmaya-”

haydar ergülen.

Edebiyat

bozbulanık

“Yalnızlar geliyor… Onları gözlerinden bilirim. Kalabalık caddelerde, tenha kır yollarında, dairelerin loş koridorlarında… Nerede rastlarsam rastlayım hemen tanırım. Müstehzî erkekler görürüm. Kısılmış gözleri ve sımsıkı kapanmış dudaklarıyla. Kahredici bakışları bende kalır. Kadınlar bilirim, kabadayı ve yırtıcı görünüşlerinin, boyaların, kokuların altında, ürkek, yalnız kadınlar. O zaman loş ara sokaklar, çürümüş, kokmuş, tiksinilmiş, kusulmuş bir şeyler hissederim. Düşünmemeye çalışırım. ‘Bir şey kaybetmiş bunlar…’ derim.”

nezihe meriç

şarkı

Edebiyat

el emeği göz nuru

Dört zait*
Yolda bir cigara yakmak canınız istese, kibritiniz de olmasa, gidipte kimden yakarsınız? Bir yol sormanız lazım gelse, kime sorarsınız? Bir kalabalığın toplandığı yerde ne oldu acaba diye kime dersiniz? Ben öyle adamlardan biriyim. Daha çok kendisinden cigara yakılabilen, yol sorulabilenlerden olduğum için hayatımdan memnun olduğum da olur olmadığım da.Ömrümde birkaç defa, üzerime herhangi bir suallle yürüyen, gözüme sual sorabilecek adam gibi bakan birkaç bedbahta azametli tavır takınmadım değil…Kim bilir ne “el emeği göz nuru” yazısını okumaya devam et

Edebiyat

bir taş gibi kırılmıştım en kaf yerimden
şubatsız bir sabah uyandığımda
toprak henüz ağarmadaydı
iki satır arasında

zamanla açılmıs kadın olsaydım
çekici bir hüzün olurdu alnım
bir çicek açardı,esmer bakışlı
öpüldüğü yerden, sessizlik kokan
ama evvelinden önce gördüm sonrasını
bileğinden kavranmayan yalnızlığı
evvelinden önce gördüm
iğne deliğinde duran koca sebebi

toparlamak gerekirse sevgili
her yerimde cümle kesikleri
kanımda sıcak bir ağrıyla
kendimi anlamadığım anlarda
seni anlamakla meşguldüm
la havle vela kuvvete
halimi görünce sagar içinde
illa billah diyordu
kalbimde ki hemze

toparlamak gerekirse sevgili
zahiri bir aşktı benimkisi
yağmalanarak büyüyen

yazan: gül ey saf çelişki

Edebiyat

ismi hatırlamıyorum

ACZ’i kurcaladım yüreğimi yontarak
hani senin gezdiğin
otostop caddelerinden geçtim
hani şu yalnızlığın caddelerinden…

az gittim uz gittim cadde boyu düz gittim
hani ben de seccademe davranıp
şöyle serip en kalabalığına kaldırımın
belki de dört rekât aydınlık dağıtmak için
açtım seccademi
kaldırımın alnıma en müsait yerine

hani kalabalığın uzletine
zarif bir dua üflemek gibi
nazire olsun diye adına
hani sana yakışanından olsun diye belki de
belki de adını gülümsemek için
kalabalık bir koroyla

çok sesli bir dua adadım
kırk yedi kere
adına…

C. Zarifoğlu