İstanbul’un şifreleri

img_1001.jpg

Sultanahmet Camii kitabesi.

Hiç camiilerin, tarihi mezarlıkların, hazirelerin, medrese, külliye ve benzeri tarzda ki ecdada ait yapıların yanından geçerken içinizden ben şu kitabeleri niye okuyamıyorum diye geçirdiniz mi?

Özellikle İstanbul da yaşayanlar için bu soru mutlaka kendi kendimize sormamız gerekli olan bir soru diye düşünüyorum.

Çünki İstanbul;

Eski bir Osmanlı hanımefendisi gibi hala tarihin derinliklerinden o kitabelerle uzanıp, kendisinin izini sürmeniz için bize bir şans veriyor.

Sadece İstanbul’ un tarihteki izini sürmek için bile Osmanlıca öğrenilir.

Ee hadi bekliyorum bu kitabede ne yazıyor? :))

Reklamlar

İstanbul’un şifreleri” üzerine 26 yorum

  1. Selamlar Ayşegül,

    Aslında saat farkından dolayı hep ilk notu yazma şansını yakalıyorken kendimde o cesareti bulamıyorum. Fakat bu defa iddiasızda olsa hakkımı kullanıyorum.

    Dostlara tavsiyem benim gibi henüz Osmanlıca öğrenemedilerse bile, mutlaka en kısa zamanda uzman rehberler eşliğinde bu mekanları bir daha gezsinler. İstanbul’da doğmuş, büyümüş biri olarak defalarca gezdiğim ve gezdirdiğim bu yerleri Talha Uğurluel Bey ile gezene kadar yalnız cesetlerine tanıklık ettiğimi farkettim. Bu eserlerin ruhuna aşina olmak ancak bu kitabeleri okumak ve malumat almakla mümkün oluyor. Benim gibi bir gurbet bileti size çıkmadan fırsatları değerlendirim derim.

    Birde Ayşegül’e bir sorum var. Bu kitabeleri okumak için yalnız Osmanlıca öğrenmek yeterli mi acaba?

    Selametle…

    Kemal Sadık

  2. akedemin sorusuna cvp vermek istiyorum.yeterli olmuyor bencede.
    kemdimden değil ama abimden biliyorum.osmanlıcayı önceden biliyordu kendisi ama o bu konuda yüksek lisans yapıyor şimdi
    bu yapıtları daha iyi anlamak için.
    (talha uğurluel’le aynı bölümde yüksek lisans yapıyor beraber)

  3. Selam Kemal,
    Aslında bunu özellikle yapıyorum, soru işareti oluşturmak merak uyandırmak bir konuya ilgi çekmenin en iyi yolu sanırım.:)

    Bir sürü İstanbullunun bu durumdan muzdarip olmadan bu şehirde yaşaması, Osmanlıcayı bilmemesinden daha çok üzüyor beni.

    Evet kesinlikle yeterli, digilak ın abisi sanırım biliyorum dediği dönemlerde sadece matbu vesikalar okuyabilecek düzeyde Osmanlıcaya hakimdi.Arapça ve farsça kelime haznesini geliştirerek üstesinden gelebiliir.
    Ama şunu söyleyebilirm ki Arap alfabesinden dahi haberi olmadan Osmanlıca kursuna başlayan elli küsür yaşlarında bir hanım bu kitabeyi 6 aylık bir dönem sonunda okuyabildi.
    muhabbetle…

  4. Fazilet;
    Sık sık ziyaretlerin beni mutlu ediyor öncelikle bunu belirtmek isterim:)
    Abinin durumunu anlıyorum bunda yadsıncak bir şey yok çünkü ilk mezun olduğum zamanlarda bende Osmanlıcaya çok hakim değildim ama üzerinde biraz çalışınca çok rahatlıkla kitabelerin üstesinden gelinebilir.
    Muhabbetle…

  5. Dikkatsiz;
    yok hemen öyle ne yazdığını öğrenmek:)
    Yoklama alıyorum kim biliyor kim bilmiyor:)
    Yazın yapılacakların listesine, Osmanlıca öğrenilecek notunun düşülmesi için tüm çabam:)
    Merak etmeyin okuyan çıkmazsa ben yazıcam:)

  6. Ya boşverin okumaya çalışmayı ben buna dikkat bile etmemiştim.Allah affetsin.Yüreğinize sağlık hassas bir konuya değinmişsiniz.Yabancılaşmak böyle birşey herhal.Hem geçmişimizi yok ettiler diyoruz hemde elimizin altındakilere sahip çıkmıyoruz.Muhabbetle

  7. İşte kitabenin okunuşu ve açıklaması…

    ………………………………………………….
    İçen abdan dari-naim içre mesrur ola, Yazilub amali-hüsnü deftere medtur ola

    Camii Han Ahmed’in banii ala meşrebi, Hazreti Mimarbaşı ahreti mamur ola.

    Kim Muhammed anin nam-u ali himmeti, Itti bu rana binayı hasredek mashur ola

    Olmamıştır dahi olmaz böyle ali bina, Bir eser konmuştur ki, kim dembedem Mezkur Ola
    *************************************************************
    Günümüz Türkçe’si ile açıklaması da şöyle…

    Bu sudan içen, nimetler yurdu olan Cennete kavuşsun mutlu olsun.
    Yaptığı güzel isler deftere satır satır yazılsın.

    Yüksek ahlaki kendisine huy edenin, Han Ahmed’in camiini yapan,
    Yüce mimarbaşının sonu da iyi olsun.

    Bu ulu mimarbaşının kutlu adi Mehmed’dir.
    Dünya durdukça ünü her tarafa yayılsın diye, bu güzel, göz alıcı yapan odur.

    Bu büyük eserin benzeri yoktur ve olmayacaktır.
    Be eser, her zaman övgüyle konuşulsun, dillerden düşmesin diye yapılmıştır.

    **************************************************************
    Benim Osmanlıca hocam Gönül Ayan’dı. Bize Osmanlıca öğretmedi; ama biz metinleri okumasını(!) öğrendik…

  8. Simeranya;
    tebrik ediyorum, helal olsun:)
    Okumalarınızda bir iki hata var ve buna bağlı verdiğiniz açıklamadada bir iki sekme olmuş.
    Sanırım edebiyat mezunusunuz, şöyle söyliyeyim benim hocamda atilla bey di ve bende Osmanlıcayı ondan öğrenmedim:))
    Sanırım bu derse verilen yetersiz kredi ve hocaların işi çok özümsememelri ile ilgili neyse ben bu konuda çok doluyum hiç ağzımı açmayayım daha iyi:))

  9. Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitabeler okunurken yanındaki satıra geçilir ve malumunuz sağdan başlanır.
    1-Hayr iden dar-ı naim içre ebedi mesrur ola
    2-Yazılub amal-i hüsni deftere mestur ola
    (Hayrı yapan, nimetler yurdu olan cennette ebedi mutlu olsun
    İyi amellerin defterine bunlar sırlansın(gizlensin)!!!)
    3-Camii Han Ahmed’in banii ali meşrebi
    4-Hazreti mimar başı ahiri mamur ola
    (fıtratı ali olan Ahmed Hanın camiini yapan
    hazreti mimar başının sonuda hayr olsun.)
    5-Kim Mehemmeddir anın nam ü ali himmeti
    6-itdi bu rana binayı haşre dek meşhur ola
    (Onun namı mehmettir ve yüksek bir gayretle
    etti bu latif binayı kıyamete dek meşhur ola)
    7-Olmamıştır dahi olmaz böyle ali bina
    8-bir eser konmuştur ki dem-be-deb mezkur ola
    (Böyle ulu bir bina olmamıştır ve olmaz
    bir eser yapılmıştır ki her an zikr edile)
    Okunuşu ve anlamı böyle bu kitabenin,
    Benim için ilginç olan kitabede edilen duaların hepsinin kabul edildiğini görmek oldu.
    Gerek bu cami gerek mimarı günümüze kadar adları anıla geldi ve halen binlerce turisti ülkemize çekiyor.
    İlgilenen herkese teşekkür ediyorum.:)
    Ecdadında ruhları şad olsun…

  10. Selamlar,
    Basindan sonuna kadar muthis bir hisle okudum kitabenin tercumesini. Allah’a hamdolsun ki essiz ecdadimizi bir kez daha, hayirla, gururla, ve en onemlisi hasretle aniyoruz…
    O mimar Mehmed efendi namini sizin sayenizde okyanuslar otesine kadar duyurdu 🙂
    Valla belkide ettigi dualar suanda sayenizde gerceklesti, kim bilir…
    Soyle birsey soylesem herhalde yanilmis olmam.
    Bir caminin mimari dahi bu kadar samimi bir dua ile camisini yaptirmis ve o dualar kabul gormusse, ecdadimiz milletimizin gelecegi icin kimbilir ne dualar etmislerdir…
    Her seferinde ayri bir heyecan; Osmanli’yi kesfetmeye devam…
    Muhabbetle…

  11. ferhat;
    Böyle sizler gibi bu kitabelerden hislenen ecdad torunları oldukçada bu milletin geleceği çok açık ve aydınlık olacaktır diye düşünüyorum…
    Muhabbetle…

  12. Kısa bir anekdot:

    Aziz Nesin, bir yayın evine Fransızca roman çevirileri yapmakta ve bu işten eline hatırı sayılır bir para geçmektedir.

    Bir gün yayınevi sahibi ile Sultanahmet meydanından geçiyorlar. Bu esnada bir Fransız turist ile Polis arasında anlaşmazlık meydana gelmiş, dil uyuşmazlığı yüzünden de bir türlü anlaşamıyorlar. Poliste çevresindekilere dönerek, Fransızca bilen yok mu? diye aranmaktadır.

    Aziz Nesin başına gelecekleri bilerek hemen olay yerinden uzaklaşmaya yeltenir. Ama arkadaşı kolundan tutar. Gel, der sen nasılsa çeviri yapacak kadar iyi bir Fransızca biliyorsun, polise yardımcı olalım.

    Aziz Nesin, olmaz, der ve hızla kalabalıktan uzaklaşırlar. Arkadaşı bu tepkiye bir anlam veremez. Üzerine de pek gitmez.

    Daha sonra Aziz Nesin durumu arkadaşına açıklar: Ben aslında Fransızca’nın f ‘sini bile bilmiyorum. Fransızca’dan çevirdiğim romanları ise Fransızca’dan değil Osmanlıca’dan çeviriyorum, der.

    “Zamanında bu romanlar Fransızca’dan Osmanlıca’ya çevrilmişti.”

    Serefraz, teşekkürler bir yanlış anlamayıda giderelim. Edebiyat mezunu değilim. Ve kitabedeki yazıyı okuyacak kadar iyi bir Osmanlıca’m yok. Keşke olsaydı. Zaman ve imkan bulursam tabi yeniden başlayacağım.

    Kitabeyi okumama gelince anekdot ile yakından alakalı.

  13. Simerenya olsun siz okumamış olsanızda bu paylaşımınız ve gayretiniz için teşekkürlerimizi kabul ediniz.
    Osmanlıca çalışmalarınızı da en kısa zamanda devam ettirmenizi dilerim:)

  14. kardeş başlıgın güzelmiş..

    ayrı bir kategori olarak düzenlemeyi düşünmezmisin ?

    dogrusu , istanbulda olsaydım, yani yeterince malzeme toplayabilecek durumda olsaydım “başlıgı çaldım kardeşim hadi eyvallah” der geçerdim ama 😀 malesef işte….

  15. Merhabalar. Serefraz, Ayşegül hanımın yeni ismi gaaliba. Bu isim kendisine çok yakışmış. Son günlerde çalıştığım bir şarkı onun ismiyle alâkalı: Hûbân içinde serfirâz
    Sevdim yine bir işvebâz
    Hem nâzenin, hem dîlnüvâz
    Sevdim yine bir işvebâz.

    Benim Amerikalı bir ney öğrencim var. Kendisi bize konuşma İngilizcesi dersi veriyor. Ben Osmanlıca karşılığında Ottoman language deyince, kendisi Ottoman Turkish olarak düzeltti. Amerikalının hassasiyeti bizde niye yok?

  16. Teşekkür ediyorum İbrahim Bey.
    Bu sitenin Osmanlıca ile alakası yok zaten.
    O sitede de bu isim geçiyodu sanırım.

    Evet arada bir sitenize bakıyorum,
    çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.

    Gerçekten ince bir düşünce, biz çevirisinde dikkat etmiyoruz.
    Bilinç meselesi sanırım.

  17. İyi günler. Osmanlı Medeniyeti sayfasından hayli istifâde ediyorum. Sayfa’nın gülen bir çehresi var. Böyle devâmını temenni ediyorum. Hoşça kalın.

  18. Merhaba Serefraz;

    Ben de İstanbul Üniversitesi Tarih bölümü öğrencisiyim.2005 yılında Osmanlı kitabelerini okumaya başladım.(çeşme-cami-vb.)Avrupa 2010 İstanbul Kültür başkenti yılı kapsamında, Avrupa birliği destekli bir hibe programına başvurmak üzereyim.Şu an elimde önceden hazırlamış olduğum kitabe okumaları ve fotoğraflarda var.Bu projden maddi anlamda bir destek sağlayabilirsem ofis merkezli bir kitabe araştırma ve okuma belgeleme çalışması düşünüyorum.Bu hibe desteğini alamasamda spoonsor veya kendi imkanlarım ile bu çalışmaya devam edeceğim.Bu sayfada ki kitabe vesilesi ile bu sayfayı gördüm ve bunları okuyabilenleri görmek insanı mutlu ediyor…
    Simeranya veua bu konuda beraber çalışmak isteyen arkadaşlar olursa Ocak ayında bu konuda yüz yüze bir buluşma olabilir İstanbul’da.İnternet ile önceden haberleşebiliriz….
    aynı zamanda doğa rehberliği yapıyorum Antalya’da…

    Mustafa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s