bloguma benim ismimle yorum yapan bi eşim var.
yorumu niye yayınlamıyosun diye hesapta soruyor sonra
ya sabır ya selamet
neyse yine de kendisine teşekkür ediyoruz yorumu dolayısıyla
yorum mu?
tabiki yayınlamıycam bu da benim gıcıklığım
hihihi
bloguma benim ismimle yorum yapan bi eşim var.
yorumu niye yayınlamıyosun diye hesapta soruyor sonra
ya sabır ya selamet
neyse yine de kendisine teşekkür ediyoruz yorumu dolayısıyla
yorum mu?
tabiki yayınlamıycam bu da benim gıcıklığım
hihihi
uzun bir ara verince ne okuyosun ne dinliyosun ne seyrediyosun yazmak lazım
efenim ramazanda trt 1 i özelliklede sufi klipleri keyifle seyrettik.
Timurlenk i okuyorum.
aslında okumak istediğim ise ”bit palas”.İnsan her zaman istediğini yapamıyor malum.
Seyrettiğim ve beğendiğim bir film var ama ismini hatırlayamıyorum.
not: postlara başlık bulmak imtihanlardaki kompozisyonlara başlık bulmak kadar sıkıcı, öyleyse niye kendimi zorlayayım ki.
uzun aradan sonra bişeyler karalamak ne zormuş.
sanırsın ulusal gazetelerden birindeki köşeme dönüş yapıyorum.
yaz sil yaz sil bıktım.
şeytanın bacağını bu saçmalama şeysi ile kırıyorum hayırlı uğurlu olsun.
eylemlerim ve yazılarım devam edecek

bişeyleri ötelemekte üstüme yok.
Şimdilik kan testleri dışında, göz doktorunu ve diş hekimini de bekletiyorum.
yaşlanıyoruz
nasıl da çoğul hale getiriyorum yaşlanma fiilini, hiç kusura bakmayın siz de yaşlanıyorsunuz.
ACZ’i kurcaladım yüreğimi yontarak
hani senin gezdiğin
otostop caddelerinden geçtim
hani şu yalnızlığın caddelerinden…
az gittim uz gittim cadde boyu düz gittim
hani ben de seccademe davranıp
şöyle serip en kalabalığına kaldırımın
belki de dört rekât aydınlık dağıtmak için
açtım seccademi
kaldırımın alnıma en müsait yerine
hani kalabalığın uzletine
zarif bir dua üflemek gibi
nazire olsun diye adına
hani sana yakışanından olsun diye belki de
belki de adını gülümsemek için
kalabalık bir koroyla
çok sesli bir dua adadım
kırk yedi kere
adına…
C. Zarifoğlu
o engin manzaralı kulede, içimde toplanmış ne kadar ıstırab ve şehik-i hicran varsa; neyimin ucundan akdenize döktüğüm ilk gece , elbiselerimle cenaze hasırı üzerine uzandığımandan itibaren, hakikaten “kalıbı dinlendirmiş” bütün maddi ve manevi yorgunluklardan silkinmiştim. Hayalimde başucumda dikilen sual melaikesine, su katılmamış bir zahit tevekkülü ile başımdan geçenlerin hesabını vererek bir daha böyle şeyler yapmayacağıma; mahiyeti ve neticesi vahim aşk ve esrar alemine dalmayacağıma söz verdim. Bu sayede ebedi istirahate gerçekten kavuşur gibi daldığım deliksiz uykudan uyandığım zaman, bütün günahlardan tenzih edilmiş bir faninin hafifliği ile yerimden kalktım.
özlemişim blogumu.
sanki özlencek neyi varsa.
rüya gibi her hatıra
her yaşantı bana
ne bulduysa kaybetti
gönül aşktan yana
ömür çiçek kadar narin
bir gün kadar kısa
ağlama değmez hayat
bu gözyaşlarına
ağlama değmez hayat
bu gözyaşlarına
her damla yaş oyuk oyuk
iz bırakır kalbimde
hayat şarap gibidir
keder de var neşe de
ömür çiçek kadar narin
bir gün kadar kısa
ağlama değmez hayat
bu gözyaşlarına
ağlama değmez hayat
bu gözyaşlarına…
*Şarkıyı yüklemek zor geldi, (malum nekahat dönemindeyim. Üf be iyi ki bi grip oldum yaklaşık iki yıl üşengeçliğime kılıf olarak kullanabilirim bu hastalığı ve etkilerini. hihihi (: )
Bakın ben okurken söylemeye başladım siz de öyle yaparsınız artık.
Bişey daha var dinlersenizde zeki müren’ den dinlemenizi tavsiye ederim.
tamam başka bişey yok eklemem gereken gönül rahatlığı ile şarkıya konsantre olabilirsiniz

günlerdir gripten başımı kaldıramıyorum. ama dün davosta yaşananlara dair bişeyler yazmazsam olmaz. aslında yazacaklarım öyle hamasi duygularla olmayacak. dün geceden itibaren dinlediğim yorumlar karşısında cinlerim tepeme çıktı.
* Öncelikle Erbakan ın Kaddafi karşısında bir çadırda uğradığı hakareti yanıtlayamamasını nasıl eleştirmiştik bunu unutmamalı.
* Cnn turk ve ntv nin israil basının dan daha fazla kelimeler üzerine titizlenmesi ne kadar ucuz hesaplar güttüklerinin bir göstergesi. Sorry mi? apologize mı? mübarekler diplomasi diye kendinizi paralıyorsunuz, burdaki sorry nin ne anlama geldiğini hafifletmenize lüzum var mı? bizim basının bi kısmı israil in izzet- i nefsini onlşardan daha fazla düşünüyo?
*Demek ki neymiş Allah’ın kasımpaşalısına diklenmeyecekmişsin?

Artık kimseye benzeyen birilerini görmek istemiyorum.
Özelliklede sevdiklerime benzeyen insanları görmemeliyim.
Silgi istiyorum.
Büyükçe bi silgi.
Veya zaman istiyorum.
Bi miktar zaman.

* bir waffle ın bir insan evladı için fazla geleceğini. (ben buna rağmen yanımdakilere yiymezseniz ben yerim diye teklifte bulunuyorum, ne pis boğaz oldum ya)
* Sıcak ekmeğin kenarınının, muhakkak zatım tarafından tırtıklandığını
* franny and zooey şimdi elimde olan kitap olduğunu. (niye bütün film ve romanlardaki patavatsız, çılgın karakterlerle kendimi özdeşleştiriyorum. yoksa?… yok yok canım daha neler ben gayet patavatlıyım)

yorgunluktan pestilim çıkmış bi halde apartman kapısının önünde anahtarı arıyorum.
yanımdan 1.sınıfa gittikleri boylarından ve saflıklarından belli olan iki insan yavrusu geçiyordu.
kız atkı takmayı reddetmiş, sarı saçlarını savurarak seke seke ilerliyor.

Bir başka insanın çocukluğunu öğrenmek, onu yeniden yaşamak istemek, belli bir sevgi belirtisidir
Yaşama Uğraşı - Cesare Pavese

* Sendrom falan yok, çarpıcı bi başlık olsun dikkat çeksin, ilgi görsün diye yazdım.
* Pazar günümü evden hiç çıkmadan geçirdim.(markete gitmeyi saymıyorum o ihtiyaçtan banane)
* Hayatımda ilk kez kabak tatlısı yaptım. (yani şuan da tencerede, son demlerinde pişmeye çabalıyo)
* Pazar günleri hep Türk filmi tadında ama hiç oturupta Türk filmi falan seyretmiyorum.

Hayata hep aynı açıdan bakılır mı canım?
biraz da tersyüz olup bakmayı denemeli.