Serefraz

Eylül, 2008 için Arşiv

neyse ki rüyaymış

In Uncategorized on Eylül 30, 2008 at 12:58 am

Şu şarkıyı da severek dinliyorum belki sizde dinlemek istersiniz diye zahmet ettim ve bloga yükledim okuyucum.

Üşenme dinle.hadi

be quiet plz

In Fotoğraflar on Eylül 18, 2008 at 4:21 am

İniyorlar

bekliyorlar

Seyrediyorlar

Read the rest of this entry »

Kültür şeysi

In Uncategorized on Eylül 16, 2008 at 8:29 pm

* Ramazan ayının klasiklerinden biri de  Sultanahmette açılan kitap fuarıydı bizim için. Ama ben uzun yıllar oldu ki gitmiyordum. Geçen pazar gitme abimle fırsatım oldu. Belki de ilgimi çeken yegane şey Şeyhülislam Ebusuud Efendi’nin tefsirinin yaklaşık 500 yıl sonra Arapçadan Türkçeye çevrilip yayınlanmasıydı. Yerimiz olsaydı belki düşünürdüm ama artık kitap koyacak raf falan kalmadı. (:

* Meslek içi seminerler başladı. mübarek olsun. Aziz Mahmut Hüdai hz. lerinin yokuşundan inerken sağda asitane isimli bir kitapçı var. Masal gibi oldu ama bu kitapçıda da Yusuf diye bir abimiz var ne zaman içeri girsem, ilgi alanıma ait kitapları birbir önüme çıkarır. Bugün de Farsça bir gramer kitabı çıkmış. Ancak kitap Osmanlıca olarak yazılmış. Çok karıştı di mi? Ama napalım bizim ilgi alanlarımızda bunlar işte. Farsçaya ilgi duyanlar varsa, Bilim Sanat Vakfı İstanbul’ da bu işi en iyi yapanlardan biridir.

Read the rest of this entry »

yağsın

In Uncategorized on Eylül 15, 2008 at 11:38 am

Fotoğraf iyi geldi bi ara bi yazıda yazarım.

Sesleniyor ve öfkeleniyorum

In Uncategorized on Eylül 14, 2008 at 12:36 pm

Faulkner

öyle bir kitap yazmışsın ki neresinden okumaya başlasam olmuyor. Başından başladım ama ilk 68 sayfasında hiç birşey anlamayacağım yönünde tüyoyu almış biri olarak nasıl isteksiz okuyorum anlatamam. Şeyi sorcaktım, niye böyle bir atraksyon yaptığını. Yani diyorum ki ne gerek vardı okunupta anlaşılmayacak bir kısım yazmaya.  Gerçi bunu yapıp, ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesinde yer aldın,

Read the rest of this entry »

Karınca camdan atlasa(!)

In Uncategorized on Eylül 14, 2008 at 4:39 am

* Tübitağın elemanlarından biri karıncaların suda boğulmadıklarını anlatmıştı. Açıklmasını hatırlamıyorum ama tübitağa güvenim sonsuz eminim deneme yapıp karıcaları yüzdürmüşler ve boğulmadıklarını tespit etmişlerdir.

Ben bu bilimsel açıklamadan sonra cennete gitmeye yönelik inancımı tazelemiştim. Çünkü mutfak tezgahındaki karıncalarla uzun bir süredir birebir ben ilgileniyordum(!)

Read the rest of this entry »

başıma kötü bişey gelmesin**

In Uncategorized on Eylül 14, 2008 at 3:36 am

Efendim arada(!) takılıp başlıklarını alt alta okuduğum bir site var bilen bilir. Lütfen sormayın Ramazan ramazan okuduğum yetmiyormuş gibi bir de reklamını yapamam.

Bu akşamda,  bir başlığa takıldım. İnsanların şarkı sözlerini yanlış anlayıp uydurmaları ile ilgili anektodlarını paylaştıkları bir konu başlığıydı. İşte tam bu noktada benimde sicilim çok temiz sayılmaz, gerek dikkatetmeden dinlediğimden, gerek kulağımın ağır işitmesinden çok iyi şarkı sözü uydururum ruhunuz duymaz. Düşünün ben bile uydurduğumu anlamıyorum, gerçek sözleri öyle sanıyorum.

Read the rest of this entry »

Bir kısmı itiraftır

In Uncategorized on Eylül 12, 2008 at 10:05 pm

Sevgili okuyucum,

Ben bir kaç şey itiraf etmek istiyorum eğer vaktin varsa. Yani yoksa da edicem de sen bu itiraflardan mahrum kalmış olursun. Neyse konuya geçelim. Efendim Ramazan ayında daha net farkediyorum ki ben iflah olmaz bir pis boğazım. Nerde abur cubur bişeyler var benim market sepetimde baş köşeye kuruluyor. Yeni bir ürün mü çıkmış hiç tereddütsüz alır denerim. Niye? (soruyu sorduğunu varsayıp devam ediyorum) Ya o ürün yıllardır beklediğim bir lezzetse ve şimdi karşımdaki raftan bana bakıyorsa. Hep bu hayal ile tadına bakarım bazen bir fiyasko bazende hiç fena değil dedirtir ıvır zıvırlar.

Read the rest of this entry »

Hafıza temizliği

In Uncategorized on Eylül 11, 2008 at 4:11 am

yazacak bişey yok, albüme bakalım mı

In Uncategorized on Eylül 10, 2008 at 11:33 pm

Bir sabah kapının önünde beklerken bulduk. Niyetli gibi durmuyordu, süt teklif ettik hayır demedi. İsim annesi Serra oldu. Necati oldu ismi. (bu çocuk ne kadar teyzesi gibi dendi yine)

Read the rest of this entry »

köpek var

In Uncategorized on Eylül 8, 2008 at 1:57 am

Ben çok güldüm sizde gülün

“sen kendine başka ağaç bul”

In Uncategorized on Eylül 7, 2008 at 12:50 am

Okumalı

In Uncategorized on Eylül 6, 2008 at 3:04 pm

Cumartesi sevgisi

In Uncategorized on Eylül 6, 2008 at 2:12 pm

Cumartesi gününü, çocukluktan gelme bir alışkanlıkla sanırım çok seviyorum.

Hatta cumartesileri çalıştığım dönemlerdede seviyordum.

Şimdi bugün farkettim ki ben hala cumartesileri seviyorum.

Read the rest of this entry »

kısa kısa

In Uncategorized on Eylül 5, 2008 at 6:07 pm

* Genel Kurmay Başkanının bir koruması varmış. Ama bu koruması diğerleri gibi değilmiş, kırmızı ojeli tırnakları, topuklu ayakkabıları varmış. Ee diyeceksiniz şimdi ben de öyle dedim ee. Bu arada basınımızı burdan düzeltmek istiyorum; korumanın sarışın olduğu gibi bir genel kanaat var. Koruma sarışın falan değil hiç zorlamayın, biz ona kızıl diyoruz.

* Uzun süredir kaybettim diye hayıflandığım filmi buldum. Şimdi bu maddeyede ee dersen. ben bu ikinci ee de bir art niyet ararım. Öylesine söyledim,  sevincimi paylaşıyorum işte.

* Sevgili işverenim, her sene sözleşme yeniler ama bu kez işleri biraz daha zorlaştırmış.

Read the rest of this entry »

Komik

In Uncategorized on Eylül 3, 2008 at 4:19 pm

Bakınız kadın her yerde kadın yaş dil din falan farketmiyor.

İlkokul talebesinin cümlelerini az geliştir, yetişkin bir kadından işitmen işten bile değil.

Yani yok birbirimizden bir farkımız. nihahaha (kötü insanların gülüş efekti )

Read the rest of this entry »

Döngüymüş, dönmüş.

In Uncategorized on Eylül 3, 2008 at 2:39 pm

Bir küçük kız varmış. Öyle sarı saçlı değilmiş, çok güzelde sayılmazmış, belki biraz şirin denilebilirmiş onun için. Bir de bu kızın babası varmış. Babası ile kız arasında yazıya dökülmemiş bir anlaşma varmış sanki, misal; işten gelince üstünü başını değiştirdiği gibi at olup kızı sırtına alır evde bir tur atarlarmış.

Her maaş günü muhakkak ülker sütlü çikolatasıda gelirmiş.

Haftasonları düzenli olarak parka götürülürmüş bu kız. Bir keresinde şu salıncakların arasında olan demirde asılı kalmış, aslında kendini bıraksa bişey olmazmış ama güvenip kendini bırakamamış işte hemen babası koşup kurtarmış.

(Nasılda kız çocukları başları sıkıştığında babalarının onları kurtaracağına alışıyorlar görüyorsunuz)

Read the rest of this entry »

Öz-eleştiri 2

In Uncategorized on Eylül 3, 2008 at 2:02 pm

Birincisi tutunca bizde piyasanın talebini geri çevirmemek adına ikinci bölümü yazmaya karar verdik.

1. Bazı konularda arkadaş sözü çok dinler oldum. Noluyor ya Allah bana akıl fikir vermiş. Bugüne kadar kendi aklımın ne zararını gördüm.

Read the rest of this entry »

öz- eleştiri

In Uncategorized on Eylül 2, 2008 at 11:55 pm

* Sağa sola çemkiren bir yaratığa döndüm yine. Bu hallerimi sevmiyorum. Hem de oruçluyum güya. Yani daha sabırlı hoşgörülü olmam gerekirken aksine sanki istediğine istediğini söyleyebilirsin gibi bir ruhsata sahipmiş moduna giriyorum.

* İki sene evvel, her gün muhakkak mesnevi okurdum. Şimdi kitaplıktaki yerini hatırlamıyorum. Daha sık okumalıyım hatta çevirisine başlamalıyım bir an evvel.

Read the rest of this entry »

Ramazan demek

In Uncategorized on Eylül 1, 2008 at 9:46 pm

* Sahura kalkmak / Davulcuyu kovaladığını hayal etmek

* Pide kuyruğunda beklemek / Pİde kokusuyla mest olmak

Read the rest of this entry »