Serefraz

Ekim, 2007 için Arşiv

seneyi devrettik nefessiz, sensiz

In Uncategorized on Ekim 26, 2007 at 9:50 pm

Hani eski zaman masalları anlatır
Hüznümü huzura dolarsın
Kaşım gözümden çok içim bir parçan
Annem sen benim yanıma kalansın

Hani bir biblon vardı kırdığım
Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın
Ama bil ki ben de parçalandım
Annem ben senin yanına kalanım

Ben hala senin
Dizlerinde

Uzayan sohbet gecelerinde
Rolleri unutup dost oluruz
Bizi bağlayan bu kan değil yalnız
Annem biz birbirimize kalanız

Ben kararlı uçarken yolumda
Sen çatık kaşlarının altında
Her yeni güne sevgiyle başlarsın
Annem sen benim yanıma kalansın

zirvede bırakmak :)

In Güncel on Ekim 18, 2007 at 12:48 am

Meydanı yeni gelenlere bırakmak lazım.

Eyvallah…

biber sarması

In mutfak on Ekim 17, 2007 at 8:55 pm

_mg_4466.JPG

*ya öyle başlığa bakıp bir süre düşünürsünüz işte

acaba yanlışlıkla mı sarma yazdı diye.

Uykuluyum ama gayet bilinçli bir şekilde biber sarması yazdım.

Neyse efendim uzatmadan tarifimi verip bu gece ki post yükünüde üzerimden atayım diyorum.

Şimdi haşlanmış ve kesilmiş olan kırmızı biberlerin içine beyaz peynir ve istediğiniz baharatları ekliyorsunuz. Daha sonrada bunları sarıyorsunuz ve yeşil soğan sapları ile bağlıyorsunuz. dik bir şekilde tabağa yerleştirip üst kısımlarına cevizle kapatıyorsunuz.

Afiyet olsun…

Not:soğan saplarının yumuşaması için üzerine sıcak su dökmekte fayda var.

temizlik

In Güncel on Ekim 17, 2007 at 4:52 pm

sildiğim yazılarda

yorumları olanlardan özür diliyorum :)

Cazip

In Uncategorized on Ekim 16, 2007 at 9:27 am

John Blanchard oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin büyük tren istasyonundaki insanları incelemeye koyuldu. Gözleri o kızı arıyordu, kalbini çok iyi bildiği ama yüzünü hiç görmediği, yakasında gül olan o kızı. Ona olan ilgisi bundan onüç ay önce Florida’da bir kütüphanede başlamıştı. Raflardan aldığı bir kitabın içindeki yazıdan çok etkilenmişti… Kitaptan değil sayfalardan birinin kenarında kurşun kalemle yazılmış minik notlardan… Yumuşak el yazısı düşünceli bir ruhu ve insanın içine işleyen bir karekteri yansıtıyordu. Kitabın baş sayfasında, o kitabı en son okuyan kişinin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell.Biraz zaman ve çaba sonunda adresini buldu. Bayan Maynell Newyork’da yaşıyordu. Blanchard ona kendisini tanıtan ve mektup arkadaşı olmayı teklif eden bir mektup yazdı. Ertesi günde İkinci Dünya Savaşına katılmak için Avrupa’yadoğru yola çıktı. Daha sonraki bir yıl bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanıdılar. Her mektup kalplerine düşen bir sevgi tohumuydu sanki.. Bir romantizm başlıyordu Blanchard kızdan bir resmini istemişti, ama kız reddetti. Kendisini gerçekten önemsiyorsa nasıl göründüğünün ne önemi vardı?Sonunda Blanchard’ın Avrupa’dan dönüş günü geldi çattı.

Read the rest of this entry »

tecrübe

In Günlük gibi, Uncategorized on Ekim 15, 2007 at 10:46 pm

efendim gaza gelmenin zararları diye de bir başlık atabilirdim neyse tecrübe daha iç açıcı ve şık geldi.
Bu akşam sevgili Abimin teklifi ile AKM de ki bir dans gösterisini seyretmeye gittim. Allah tan huyumu biliyorum.
Sıkılırım mıkılırım diye de en iyisinden bir arkadaşı peşime sürükledim. Ama o da sürüklenmeye pek bir hevesliydi, bu yüzden vicdanım sızlamıyor. Efendim sadede gelelim; gösteriye ucu ucuna yetiştim ve gösteri başladı. Hani derler ya dakka bir gol bir, aynen o hesap Koreli kardeşlerimiz bizim küçükkene “kutu kutu pense” adını verdiğimiz bir oyun havasında içeri girdiler. İşte ilk kopma noktası bu oldu benim için, sinirlerim bozulmakla birlikte sevgili arkadaşımada gösteriyi zehir ettim. Tabi ilk fırsatta kolundan tuttuğum gibi dışarı fırladım ama abimle arkadaşının bizi içeri sokması bir oldu. Neymiş gösterinin en güzel kısmı gelmiş miş az daha oturmalıymışız. Neyse teşrifatçı beyefendiye rica ederek, bizi geri postaladılar. Şimdi anlıyorum ki bu kadar yaş farkı abinizin ve onun arkadaşlarının üzerinizde ki yaptırımını arttırıyor. :)
Paşa paşa bir 15 dk daha dayandım ve yine attım kendimi dışarı.

Anladım ki ben aç kanına sanattan manattan anlamıyorum.
Açım ben ya diyerek kapıya doğru gidince arkamdan
– ee öyle desene biz sana bişeyler alırdık demezler mi?
O işin bahanesi, ya hu anlayın işte ben bu kadar sanata gelemiyorum :)

Bundan sonra sadece flamenko gösterisine giderim aç bile olsam :)

orjinal

In Günlük gibi on Ekim 15, 2007 at 6:49 pm

Aklıma şöyle bir fikir geldi.

Her gün bloga bir hatta çoğu zaman bir kaç post ekliyorum.

Çok vaktimi alıyor mu? — hayır

Keyif alıyor muyum? –evet

Ama bir farklılık olsun diye.

Her gün iki üç tane ekleyeceğime,

her gün iki üç post u silsem nasıl olur acaba?

dialog

In Günlük gibi on Ekim 15, 2007 at 12:58 am

Velet –Bunda oyun var mı? (Pc mi gösteriyo)

A… –Yook çocuğum

Velet –Peki bunda var mı? (Telefonum)

A… –Onda da yok.

*Aslında annelerine yetiştirmeyeceklerini bilsem ben yapıcağımı biliyorum da işte…

dans pisti

In Uncategorized on Ekim 12, 2007 at 10:58 am

Biriyle fena halde konusmaya ihtiyacim var

Biriyle fena halde dertlesmeye..

Ama icimde bir yerlerde sabir tasi gizli sanki

Dogdugum günden bu güne orda duruyor

Sessiz bir kaya düsün deniz kiyisinda yalniz

Dalgalara gögüs gerip soguktan üsüyor

Ne ahlak ne de sevgi gökten dünyaya indi

Insanlik istedi kesfetti hepsini

Dün dogmusbir bebege bile girebilen mikrop misali

Icimizde hem kötü var hem iyi

Hangisi daha güclü diye beklemektense

Heyecanla attim kendimi dans pistine

Ayri ayri hepsiyle dans edecektim

Biraz sohbet ederek cözmeyi deneyecektim

Neden böyle olmusuz

Nerelerde kaybolmusuz?

Aklimdaki sorularin hepsini soracaktim

Senin ne haddine böyle seylerle ugrasmak

Diye soran hazirci tembel sen misin?

Böyle yaslanmak olmak seninki eskimek cökmek

Ruhu küskün bombos bir bedensin

Kelimeler yetse daha neler neler buldum

Elimle koymus gibi huzurluyum

Genis ve los bir yer istersen sen de bir ugra

Dogru-yanlis, iyi-kötü herkes orada…

Ş. Ferah

rapor #

In Uncategorized on Ekim 12, 2007 at 1:32 am

–İstiklal’de yürümeyeli epey olmuş, daha geniş bir zamanda tekrar gidilecek.

–Mustafa Amca’nın yerinin neresi olduğunu aşağı yukarı anladım.

–Bugün film arşivimin 200 e yaklaşmasını sağlayan dvdlerim dolabımda ki yerini aldı.

–Jurnal II den sonra hiç mektup okumamıştım,Cogito nun bu sayısı ile mektuba doyucam gibi gözüküyor.

–Birisi bana oturup bayramlık nasıl alınır diye bir konuşma yapsın;

son bir haftadır bayramlık alıyorum, anlamadım gitti

–Bayramın tamamını uykuda geçirsem, gelenlere uyuyo Ayşegül deseler noolur ya?

Kimseyi görmek ve bayram olduğunu hissetmek istemiyorum.

Herhangi bir hafta sonu gibi geçmesi için elimden geleni yapıcam.

–Bayram ritüelimizdeki değişiklikler,
-namaz sonrasına kabir ziyareti eklendi.
-büyük aile kahvaltısı iptal edildi.
-ikramların çeşitleri değişti
-

Zor bu hayat zor

(kolaymış gibi yapsamda)

üff ya kendimden ben bile sıkılıdım :)

ee adettendir

hayırlı bayramlar efendim

üçleme

In Edebiyat on Ekim 10, 2007 at 12:22 am

Adı bilinmiyor

Ağaca bakar – görmez ağacı – kendini görür
Yola bakar – görmez yolu – kendini görür

Yukarı bakar – yıldızlar var gökyüzünde -
Görmez – kendini görür

Ve aynaya bakar – görmez kendini -
-Selâm verir
——————-

MAVİ

Gel de maviyi anlat solucana
Ne deniz görmüş
Ne nehir
Ne gök
Ne de mavi gözlü bir solucana tutulmuş -
Siz asıl bana sorun o maviyi

———————

YAPRACIĞI GÖREN BALIK
Minnacık bir balık bir yaprak gördü
Körpe – yeşil – ve yemiş bahar güneşini
-yaprak değildi
Bahardı gördüğü-
Ve o düşle fırladı denizden
Ve düştü kaldı

Balık ki yaprağı görüp sarhoşladı
O ben’im işte

Erik ağacından düşen yapracık
Damarlarında hâlâ özsuyun hazzı
Bir gözyaşıyla
Sapından sarkan

Yaprak ki düştü erik ağacından
O ben’im işte

Ve çiçekler arasındaki erik ağacı
Güneşe ve yağmura dikmiş gözünü -
-Güneş ki olduracak meyvasını
Yağmur ki besleyecek meyvasını
Meyva ki sürdürecek erik ağacını

Ağaç ki çiçekler arasında
O ben’im işte

Ve meyva ki güneş kokar
Usulcana erir ağzında
Ve bir an emip de çekirdeğini
Ya yere atarsın ya da denize

O çekirdek ki mutlu
O ben’im işte

ZAHRAD

bayramlık

In Günlük gibi on Ekim 9, 2007 at 11:58 pm

redshoes_p1.jpg

Bugün bayramlıklarımı aldım.

Benim vezirim

In Güncel on Ekim 7, 2007 at 4:46 am

img_4414.JPG

Geçtiğimiz hafta meslek içi eğtim seminerleri dolayısı ile arşiv kütüphane ne var ne yok gezdik.

Duraklarımızdan biride Başbakanlık Osmanlı Devlet Arşiviydi.

Araştırma ve okuma salonu haricinde,

arşivdeki belgelerden tasnif edilmiş ve yayına hazırlanmış eserlerin satıldığı küçük bir odada mevcut bina içinde.

İtiraf ediyorum beni en çok burası heyecanlandırdı.

Araştırma salonunda en fazla ekrandan istediğiniz belgeyi aratabilirsiniz veya

katologlardan arama yapabilirsiniz.

Oysa bu küçük odadan cüz’i bir ücret karşılığı çok değerli arşiv belgelerinin örneklerini kütüphanenize taşıyabilirsiniz.

Yukarıda bir örneğini yayınladığım;

Read the rest of this entry »

monolog

In Günlük gibi on Ekim 7, 2007 at 3:52 am

Yalnız ana cadde değil artık arka sokaklarda,

masalarla, tezgahlarla dolmuştur.

–yakında bu Ahmet Genç bizim terasa da masa atar…

*Ramazan bir bitse…

bankacılık

In Güncel on Ekim 6, 2007 at 4:44 am

lütfen

In Günlük gibi on Ekim 6, 2007 at 4:00 am

–Allah ım sen şeytan a uydurupta şu davulcuyu kovalamaktan beni alıkoy Lütfen!

Utanmadan bir de para istiyor kapıya gelip

üzerime bu kadar gelmeyiniz

In Günlük gibi on Ekim 6, 2007 at 3:51 am

–Omzuma çarptın, dön bir affedersin de

demezsen bununla başa çıkamayabilirim.

–Sesli telefon görüşmesi mi yaptın kulağımın tam dibinde,

yüz ifadenle olsun belli et mahcubiyetini.

–benden daha az ürün aldın diye niye benden sıramı isteme hakkınız oluyor anlamış değilim.

–Tamam oruç tutup tutmamakta herkes serbestte gözümüzün içine baka baka yemek yemek zorunda mısınız.

Şu bahsettikleri mahalle baskısını yapasım geliyorda hadi yine hanımlık bizde kalsın..

– Gazete bayisi olmuşsan dergi isimlerine otur çalış, on kere tekrar ettirme.

– Son olarak birde teşekkür; o mutfak kavanozlarını alacağımı anladığı halde üzerinde yazılı olan fiyattan değilde kafasında yapmayı planladığı indrim üzerinden bana satan şirin! bayan, bundan sonra alış verişi mi sizden yapıcam biliniz.

Kurulmuş Bebek

In Edebiyat on Ekim 5, 2007 at 8:40 pm

Bunlardan önce, ah, evet
Bunlardan önce sessiz kalınabilirdi

Saatler boyunca
Ölülerin bakışı gibi sabit bir bakışla
Dalınıp kalınabilirdi bir sigaranın dumanında
Dalınıp kalınabilirdi bir fincanın şeklinde
Halıdaki renksiz bir çiçekte
Duvardaki belli belirsiz bir çizgide
Kuru el ayalarıyla
Perde bir tarafa çekilebilirdi ve görülebilirdi
Sokaktaki yağmurun hızla yağdığı
Renkli, küçük uçurtmasıyla bir çocuğun
Ayakta durduğu, bir kemerin altında
Eski bir at arabasının boş meydanı
Aceleyle, hayhuylar arasında terk ettiği

Zekayla aşağılanabilirdi
Hayret verici tüm bulmacalar
Sadece bulmaca çözülebilirdi
Sadece saçma bir cevap bulunarak hoşnut olunabilirdi
Saçma bir cevap, evet, beş veya altı harflik

Bir ömür oturulabilirdi
Öne düşmüş bir başla
Soğuk bir mezarın ayakucunda

Sıfır misali; toplamadaki, çarpmadaki, çıkarmadaki
Sonuç daima aynı olunabilirdi
Gözlerim kahrının kozasında
Yıpranmış bir ayakkabının renksiz tokası sanılabilirdi
Su gibi kendinin derinliklerinde kurutulabilirdi

Bir anın güzelliği, utançla
Şipşak çekilmiş gülünç bir siyah beyaz bir fotoğraf gibi
Sandığın diplerinde saklanabilirdi

Bir günün boş kalmış çerçevesinde
Bir mahkum veya bir mağlubun ya da bir idamlığın resmi asılabilirdi

Posterlerle duvardaki çatlaklar kapatılabilirdi
Daha uyduruk resimler katılabilirdi

Böylece kurulmuş bebekler olunabilirdi

Furug Frerruhzad
Kendi dünyalarının camdan gözleriyle görebilirlerdi

Bitti

In Kitaplık on Ekim 5, 2007 at 7:44 pm

camus4.jpg

Bugün bitti. Diğeri kadar elimde sürüklenmedi.

Yanlış anlaşılmasın diğeri bundan daha az iyi olduğu için değildi sürüklenmesi,

bilmem öyle gerekti demekti. Bugün son otobüs yolculuğum esnansında son cümleyi okudum.

Acaba böyle biri hayat sürmüş müdür diye aklımdan sık sık geçti.

Romanın (yabancı) kendisi aman aman dedirtmiyor ama;

metnin sadeliği ve neredeyse senaryo ayarındaki tasvirleri okunmaya değer kılıyor.

Bu arada romanı okurken aklıma sürekli,

Grenoille ile Meursault un birbirleriyle nasıl anlaşacaklarını düşündüm bilmem niye?

Neyse hayatta herşeyin bir nedeni olmadığı gibi bunun da bir nedeni olmayabilir diyelim…

ciciler

In Güncel on Ekim 5, 2007 at 1:35 am

old-navy-kislik1.jpgdekorasyon1.jpghouse.jpgev.jpg

Seç beğen al…

rapor

In Günlük gibi on Ekim 5, 2007 at 12:04 am

*Daha birkaç ay evvel

-ben toplu taşıma taşıtlarında uyumam demiştim di mi?

artık uyuyorum.

*her sabah

-iş yerine nasıl koşularak yetişilir kategorisinde

rekor denemelerim yine başladı.

Mahalleli heyecanla takipte, – şimdi takılıp düşücek diyolar ama çok beklerler…

-Artık iftar organizasyonu yapmıyorum, hazıra konuyorum.

- Son günlerde densizlik boyutunda potlar kırıyorum (özellikle iş yerinde)

oruçtandır diye avunuyorum; bakalım görücez öyle mi?

-Bugün olmasını istediğim şey gerçekleşti ama o kadar ani oldu ki hakkıyla sevinemedim bile.

-osym ye yine işim düştü, eskisi gibi de değil artık randevu falan veriyolar.

- test çocuğu olucam yine; mertle kaderimiz bir mi oldu ne?

-filmler hazırlandı seyredilmeyi bekliyorlar ama ne zaman?

bir maruzatımız var

In Günlük gibi on Ekim 4, 2007 at 2:22 am

nute.jpg

Ferrer0 Polska Ar-ge Departmanına;

Dünyaca meşhur ürününüz olan Nutella’ nın cam kavanoz şeklindeki sunumu dışında

bundan böyle tüpte de satışa sunulmasını sizden rica ediyoruz.

Sizin oralarda nasıl söylenir bilemeyeceğim ama;

-müşteri veli nimetimizdir-

Read the rest of this entry »

sahura tatlı gerekli

In Fotoğraflar, mutfak on Ekim 4, 2007 at 1:50 am

_mg_4491.JPG_mg_4492.JPG_mg_4496.JPG_mg_4506.JPG

Efendim yine mutfaktayım.

Bu sefer mutfakta başıma gelmeyen kalmadı; ayağıma kaynar süt döküldü, irmik tezgaha saçıldı.

Neyse, öyle böyle derken tamamladık.
saat: 00.17

yer: Ayşegül ün mutfağı

İrmik helvası ve kadayıf yapabilmek en büyük hayalimdir.

Şimdi bunlardan birini ifa ettim diyebilirim.

Gelelim tatlımızın hazırlanışına;

125 gr tereyağı eritip 2 su bardağı irmiği ilave edip kısık ateşte kavuruyoruz.

Read the rest of this entry »

rumeli

In Günlük gibi on Ekim 3, 2007 at 10:16 pm

 

Dinlemeyi severiz.

 

*Bir de yeni bir dizi başlamış.

Benim gibi televizyonla olan ilişkisi çok sınırlı olan birisi için yakın çevremin tavsiyesi olmadan farkedemeyeceğim bir diziydi.

Sırf bizim oralarda çekilmiş olması bile merakımı celbetmeye yetti.

Bazı kullandıkları kelimeler ve vurgularla

tamam bunlar bizden dedirtiyor :)

 

*te okka (işte o kadar)

*kızçe (küçük kız)

*kübri (köprü)

CeBIT Bilişim Eurasia 2007

In Güncel on Ekim 3, 2007 at 7:33 pm

cebit.jpg

Dünyanın en büyük ilk on fuarı arasına adını yazdırarak, İstanbul’u Avrasya’nın bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının merkezi durumuna getiren CeBIT Bilişim Eurasia, bu yıl 2 – 7 Ekim 2007 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Fuar, dünyanın dört bir yanındaki 70 kadar ülke ve bölgeden 150 bini aşkın ziyaretçiyi İstanbul TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde bir araya getirerek benzersiz bir sinerji yaratıyor.

Uykudan Uyanış

In Edebiyat on Ekim 3, 2007 at 3:40 am

sleeping.jpg

Bir uyku için uykusuzum
Bir koku için
Bir selam…
Bilmediğim bir şeyle dolu bir el…
Uyanışa kadar, bilmeyeceksin sen de.
Gidiyorum bir çıkışsızlığa
Ama biliyorum
Selam vaha değildir
Ve ne de kokudur
Yoktur ben uyuyana kadar.
Ellerin ama
Ellerin niçin kaçınıyorlar benden
Öyle ki bir uyku için uykusuzum

Khalede Niyazi

dialog gibi

In Günlük gibi on Ekim 3, 2007 at 12:19 am

bendeniz — amerikan salatanın kilosu ne kadar

eleman — o american salata değil İtalyan salata

bendeniz — hımm (bozuntuya vermeyerek)

bendeniz — peki içindeki sosis ne marka?

eleman — o sosis değil salam

bendeniz — hııı!!!

*Bir şarküteri elemanı tarafından hiç bu kadar aşağılanmamıştım.

Alt tarafı iki malzemesi değişik diye, salatanın mensubiyeti değişiyor

dinle

In Müzik on Ekim 3, 2007 at 12:01 am

malezya

In Güncel on Ekim 2, 2007 at 3:51 am

ab-yolu.JPG

Bir de mahalle baskısı çıkmış,
bunlar hakkaten ne yapacaklarını şaşırdılar.
Arkalarında kendilerini kovalayan canavara kendilerini inandırmış çocuklar gibiler.
Işıkları açıp diyorsun ki
–bak evladım canavar manavar yok güvendesin.
yoook  vazgeçmiyo kendi kafasında ki gerçeği yaşamaktan.

ne diyim
–Canavarlar kovalasın inş. sizi :)

simsiyah

In Güncel on Ekim 2, 2007 at 3:05 am

img_4462.JPG

Yeni metal kutusu ile, ’sakızımı nasıl atacağım’ endişesine son veriyor.

Kutunun altındaki özel mekanizmada bulunan küçük kağıt parçaları, çevreye zarar vermeden sakızınızı atmanıza yardımcı oluyor. Chewy Black Kahve-nane aroması içeren ilk sakız benim bildiğim kadarı ile.

Yenilikleri ile epey aşmış bir sakız tadı ile ilgili yorum yapmam doğru olmaz kahve aromasını sevenler denesin diyebilirim en fazla.

Yemeklerden sonra (dişini fırçalayana dek) sakız  çiğneme alışkanlığı olanlara tavsiye olunur.

böğürtlenli pasta

In mutfak on Ekim 1, 2007 at 10:22 pm

img_4431.JPGimg_4442.JPG

Biliyorum sabırsızlanıyordunuz acaba ne zaman yeni tarifler görücez diye!!!

Şimdi mutfağa girme fırsatı buldum pasta yapmak ve yayınlamak için.

Efendim pastamızın böyle isminin böğürtlenli olmasına bakıpta

–aman ben nerden bulucam böğürtleni demeyin

çünkü böğürtlenden kastım hazır pasta kremasının içindeki böğürtlen aromasına bir atıftır.

Böyle rahatlatıcı bir açıklamadan sonra gelelim tarifimize

3 yumurta 1 su bardağı şeker ile çırpıyoruz

sonrada 2 yemek kaşığı süt ve

1 su bardağı un ve kabartma tozunu ilave ediyoruz.

tüm bunları ilave ettikten sonra dikkat edilcek olan husus,

Read the rest of this entry »

şimdi oyun vakti

In Günlük gibi on Ekim 1, 2007 at 2:36 pm

_mg_4423.JPG

Şimdi oyun zamanı,

nasıl hayal ediyorsan öyle kur

yeterki dengeyi sağla

korkuyorum

In Edebiyat on Ekim 1, 2007 at 2:12 am

 

Sana büyük bir sır söyleyeceğim Bilmem ben

Sana benzeyen zamandan söz açmayı

Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm

Tıpkı uzun bir süre garda

El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler

Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının

Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden

Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşamüzeri

El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden

Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden

Sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları

Ölmek daha kolaydır sevmekten

Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam

Louis Aragon

bahar

In Günlük gibi on Ekim 1, 2007 at 1:14 am

_mg_4204.JPG

[Ayşegül- Süleymaniye Haziresi]

Son 10 gündür nerde alakasız bir hayat belirtisi görsem

–mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

dizesi zihnimden hızla geçiyor.

Özellikle de şiirle birebir örtüşen mezarlıklarda ki çiçekler bu dizeleri çağrıştırıyor.

Read the rest of this entry »