yok o kadar da değil.
kitabta kaçıncı sayfada olduğunu söyliim sende oku.
eminim sende bayılacaksın, kitapta ki öykülere.
2.öykü
benim kitapta 17. sayfada
iyi okumalar songül
Şimdi bu kitabıda ödünç isticem işte o zaman kıyamet kopucak )
Vermiceğimiz kitapların reklamını yapmayalım lütfen
(Bkn : Koku )İnsanın okuyası geliyor…
Bu arada herkesi paylaşımcı olmaya davet ediyorum…
Tuhaf bir öykü girişi. Pek beğendiğimi söyleyemem. Üç aşağı beş yukarı şöyle bir şey:
“Havuçlu Pilav Meselesi
Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapılacak bir şey bulanların, bulduklarını yapanların, canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bekarken pazar başka türlü geçmezdi.
Karımı düşünmek istedim: Henüz gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. İyi çalışmama rağmen. Onu duygularımda canlandırıyordum. Bu fena bir halde… ne yapmalı?
Radyoya gittim: Uzun dalga bomboştu. Orta dalga ölü… Uzun uzun esnedim. Kısa dalganın parazitleri arasından bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, iki sevgili iken dinlediğimiz bir.
Her şey canlanıyordu. İçimde, kainatı güzelleştirdin, hayata mana veren o büyülü heyecan belirmeye başlamıştı. seslendim:
- … (burayı çözemedim)
Körpecik sesini işittim:
- Efendim!
Gelsene biraz dedim
…”
Aysuncum,
bakıyorum da bütün kötü huylarımı ifşa etmeye kararlısın
sana kitapları vermiyosam bi sebebi var değil mi?
önce birikmişleri geri alalım…yoksa sizin evde küçük bir şube açıcam kitap konusunda
(abartmak böyle bir şey sanırım.)
paylaşamıyorum ben tek çocuk büyüdüm, öğretmediler bana naparsın…
-Bekarken pazarlar başka türlü geçerdi- olacaktı iki puan gitti,
-kainatı güzelleştiren- olacaktı, buradan iki puan kırıyorum çok değil.
okuyamadığınız yerde eşinin ismi -Hürrem- buradan da iki puan.
100 üzerinden 94.
Yarım yamalak çevirmiştim yazacaktım güya. iyi ki teşebbüs etmemişim..alacağım puanı düşünemiyorum:) yazık ya hu insan azıcık kanaat notu filan verirde 100 e tamamlar şunu:)
Böyle güzel bir bloğu bizlerin istifadesine sunduğun için öncelikle teşekkür ederim Rabbi’m muvaffak etsin hayırlara vesile kılsın inşaAllah. Tarık Buğra çok farklı bir kalem…Eşiyle yapılan bir röportaj aklıma geldi de örnek bir evlilikleri varmış ve iç dünyasını hislerini duygularını herp kaleme almış değerli bir şahsiyet Mekanı cennet olur inşallah
Tamam tamam ben öğretmenlerine teslim, o yaptıysa doğrudur,vurduysa da gül biter diyen cinsten bir öğrenci olamadım zaten:)
büyüklük sizde kalsın hocam:)
*ilgin çekiyorsa hemen bir kursa yazılıp, öğrenmelisin.
Bildiğim kadarı ile belli vakıflarda osmanlıca öğretiliyor.
Birde Başbakanlık Osmanlı arşivi çalışanlarının bu adresten ulaşabileceğin http://www.arsivder.org.tr bir derneği var ve osmanlıca öğretiyorlar.
Bilgilerinize efendim…
aslında sokaklara çıkıyorum ancak fotoğraf çekmeye fırsat yok ne yazık ki.
HAVUÇLU PİLAV MESELESİ
Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapılacak bir şey bulanların, bulduklarını yapanların, canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum.bekarken pazar başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Henüz gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. epey çalışmama rağmen.
Onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi ne yapmalı?
Radyoya gittim: Uzun dalga bomboştu. Orta dalgada öyle.
Uzun uzun esnedim. Kısa dalganın parazitleri arasından bir mucize çıktı:
Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgili iken dinlediğimiz bir.
Her şey canlanıverdi. İçimde, kainatı güzelleştiren
hayata mana veren o büyülü heyecan belirmeye başlamıştı.
Seslendim:
- Hürrem
Körpecik sesini işittim:
- Efendim!
Gelsene biraz dedim
Ahh Osmanlıca âh Güzel bir kitap. Tarık Buğra’nın Yağmuru Beklerken kitabı sanırım. Beklediği yağmur hiç yağmamış ama değil mi? Ya da demokrasi diyelim…
ama burda ne yazıyokiiiiiiiiiii
ya hep bunu sormanızı bekledim
tarık buğra nın bu yaz keşfettiğim bir kitabı var
yarın diye bir şey yoktur,
oradaki bir öykünün osmanlıcası.
bilmemmi ben ya:)tabi sormamızı bekliyodun:)
peki türkçesini de alabilecezmi?memnun olurduk.zahmet olmazsa tabi…
yok o kadar da değil.
kitabta kaçıncı sayfada olduğunu söyliim sende oku.
eminim sende bayılacaksın, kitapta ki öykülere.
2.öykü
benim kitapta 17. sayfada
iyi okumalar songül
Şimdi bu kitabıda ödünç isticem işte o zaman kıyamet kopucak
)
Vermiceğimiz kitapların reklamını yapmayalım lütfen
(Bkn : Koku )İnsanın okuyası geliyor…
Bu arada herkesi paylaşımcı olmaya davet ediyorum…
Tuhaf bir öykü girişi. Pek beğendiğimi söyleyemem. Üç aşağı beş yukarı şöyle bir şey:
“Havuçlu Pilav Meselesi
Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapılacak bir şey bulanların, bulduklarını yapanların, canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bekarken pazar başka türlü geçmezdi.
Karımı düşünmek istedim: Henüz gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. İyi çalışmama rağmen. Onu duygularımda canlandırıyordum. Bu fena bir halde… ne yapmalı?
Radyoya gittim: Uzun dalga bomboştu. Orta dalga ölü… Uzun uzun esnedim. Kısa dalganın parazitleri arasından bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, iki sevgili iken dinlediğimiz bir.
Her şey canlanıyordu. İçimde, kainatı güzelleştirdin, hayata mana veren o büyülü heyecan belirmeye başlamıştı. seslendim:
- … (burayı çözemedim)
Körpecik sesini işittim:
- Efendim!
Gelsene biraz dedim
…”
Aysuncum,
bakıyorum da bütün kötü huylarımı ifşa etmeye kararlısın
sana kitapları vermiyosam bi sebebi var değil mi?
önce birikmişleri geri alalım…yoksa sizin evde küçük bir şube açıcam kitap konusunda
(abartmak böyle bir şey sanırım.)
paylaşamıyorum ben tek çocuk büyüdüm, öğretmediler bana naparsın…
-Bekarken pazarlar başka türlü geçerdi- olacaktı iki puan gitti,
-kainatı güzelleştiren- olacaktı, buradan iki puan kırıyorum çok değil.
okuyamadığınız yerde eşinin ismi -Hürrem- buradan da iki puan.
100 üzerinden 94.
Yarım yamalak çevirmiştim yazacaktım güya. iyi ki teşebbüs etmemişim..alacağım puanı düşünemiyorum:) yazık ya hu insan azıcık kanaat notu filan verirde 100 e tamamlar şunu:)
Selamun Aleykum.
Serefraz;
Böyle güzel bir bloğu bizlerin istifadesine sunduğun için öncelikle teşekkür ederim
Rabbi’m muvaffak etsin hayırlara vesile kılsın inşaAllah. Tarık Buğra çok farklı bir kalem…Eşiyle yapılan bir röportaj aklıma geldi de örnek bir evlilikleri varmış ve iç dünyasını hislerini duygularını herp kaleme almış değerli bir şahsiyet Mekanı cennet olur inşallah
a.s
sessiznida,
evet bende okumuştum sanırım.
sevgiyle…
seyyahca;
bu öğrenci milletine yaranılmaz.
başkası için bile sitem eder,
seyyahca görüyor musun
orda 94 yazıyo ya hu
yani bu süper bir not
sevgiyle…
Tamam tamam
ben öğretmenlerine teslim, o yaptıysa doğrudur,vurduysa da gül biter diyen cinsten bir öğrenci olamadım zaten:)
büyüklük sizde kalsın hocam:)
osmanlıca çok ilgimi çekiyor .
ama ne yazıyor sizden alalım mı serefraz ?
birde o güzel çektiğin istanbul fotolarını özledik.galiba pek sokaklara çıkmıyosun?
sevgiler…
bişey sorucam seyyahca ile umre aynı kişi mi?
kafa mı karıştırmayın lütfen zaten allak bullak olmuş durumda.
bir de marifetmiş gibi söylüyor
–aman ne iyi yapmışsın mı diyelim şimdi sana umre hanım
aman efendim hocalık kim ben kim sadece bölümüm gereği osmanlıcayı az buçuk biliyorum o kadar.
digilak
*ilgin çekiyorsa hemen bir kursa yazılıp, öğrenmelisin.
Bildiğim kadarı ile belli vakıflarda osmanlıca öğretiliyor.
Birde Başbakanlık Osmanlı arşivi çalışanlarının bu adresten ulaşabileceğin http://www.arsivder.org.tr bir derneği var ve osmanlıca öğretiyorlar.
Bilgilerinize efendim…
aslında sokaklara çıkıyorum ancak fotoğraf çekmeye fırsat yok ne yazık ki.
HAVUÇLU PİLAV MESELESİ
Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapılacak bir şey bulanların, bulduklarını yapanların, canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum.bekarken pazar başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Henüz gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. epey çalışmama rağmen.
Onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi ne yapmalı?
Radyoya gittim: Uzun dalga bomboştu. Orta dalgada öyle.
Uzun uzun esnedim. Kısa dalganın parazitleri arasından bir mucize çıktı:
Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgili iken dinlediğimiz bir.
Her şey canlanıverdi. İçimde, kainatı güzelleştiren
hayata mana veren o büyülü heyecan belirmeye başlamıştı.
Seslendim:
- Hürrem
Körpecik sesini işittim:
- Efendim!
Gelsene biraz dedim
sevgide saygıda bizden efendim
Evet ayşegül ikisi aynı kişi ismim umre.Giriş yapmadım o yüzden öyle oldu…
neyse ben kovulmadan gideyim çok oldum bugün, uslu durcam artık
sevgiler;)
est.
Ahh Osmanlıca âh
Güzel bir kitap. Tarık Buğra’nın Yağmuru Beklerken kitabı sanırım.
Beklediği yağmur hiç yağmamış ama değil mi? Ya da demokrasi diyelim…
Bu hikayenin Türkçe olarak tümünü bulabilir miyim acaba?
Tarık Buğra’nın
“Yarın diye bir şey yoktur” öykü kitabında s. 17 de