Temmuz, 2007 için Arşiv
Converse
In Günlük gibi on Temmuz 29, 2007 at 10:11 pmKendileri ayakkabı dünyasının hasıdır
Sizi asla yarı yolda bırakmaz,
rahat etmeniz için elinden geleni ardına koymaz.
Elinden gelse kerata daha neler yapacakta yaratılışı müsait değil.
Mesela ben benimkilerin her an mutfak işlerinde yardım edecekmiş gibi bana bakmasından etkilenmişimdir.
Düşünmesi yeter derler ya bu da öyle bişey
iyi ki varsınız yaw
canım pabuçlarım benim
Barkodlayamadıklarımızdan mısınız?
In Güncel on Temmuz 29, 2007 at 3:16 amUykucu
In Fotoğraflar, Günlük gibi on Temmuz 29, 2007 at 2:36 amBu uyku denen meret öyle bir şeydir ki; varlığı bir dertse yokluğu ayrı bir derttir.
Kimisi çok uyumaktan yakınır veya olur olmaz uyuklamaktan (bkz) uyku problemleri
Kimisi de tıpkı benim gibi uyku ile başı pek hoş değildir, bir taraf bir tarafı mutlaka reddeder.
Neyse öğlen sıcağında bu amcayı böyle umarsız uyurken gördüğümde nasıl imrendim anlatamam.
hadi iyi uykular
Bİdar
küçük bir kız gibi…
In Uncategorized on Temmuz 28, 2007 at 11:31 pmGecikmelide olsa
In Güncel on Temmuz 28, 2007 at 10:33 amFilm saati
In Uncategorized on Temmuz 27, 2007 at 11:47 pm
Evet, itiraf ediyorum; ben bu filme bayılıyorum
Yol tutkusu
In Uncategorized on Temmuz 27, 2007 at 6:03 pmŞanslı olmak
In Fotoğraflar, Günlük gibi on Temmuz 22, 2007 at 10:41 pm(Cahit Ağçal’ a fotoğrafını kullanmama izin verdiği için teşekkür ediyorum.)
Hepsi bunun kadar şanlı değil
Son günlerde yaşadığımız sıcaklar, bizleri buzdolablarına, sebillere su içmeye,
hatta kimi zaman caddelerde yürürken sırf serinlemek için klimalı olduğundan emin olduğumuz alakasız mağazaları gezmeye itmiştir.
Yani demek istediğim bizlerin susuzluğa ve sıcaklara karşı bir sürü çözümümüz var,
ya kuşların, köpeklerin, kedilerin, nasıl bir çözümü var hiç düşündünüz mü?
Belki de bir süre onların da su ihtiyacını karşılama sorumluluğunu üzerimize almalıyız.
Çözüm basit; elimizdeki yoğurt peynir kutularını çöpe atmak yerine su doldurup kapınızın önüne bırakın belki birileri susamıştır ne dersiniz.
Aslında itiraf etmem gereken bir şey var bu ince düşünce bana ait değil annecimin bana kazandırdığı bir bakış diyelim.
Buradan Annecime teşekkür ediyorum
Şah-ı Nakşibendi
In Uncategorized on Temmuz 21, 2007 at 2:18 amAlaüddin Attar (K.S) anlatır: “Şah-ı Nakşibend beni kabul edince, kendilerini o kadar sevdim ki, kararım kalmadı. Sohbetlerinden ayrılamıyacak hale geldim. Bu halde iken bir gün bana dönüp: “Sen mi beni sevdin ben mi seni sevdim?” buyurdu.- “îkram sahibi zatınız, aciz hizmetçisine iltifat etmelisiniz, hizmetçiniz de sizi sevmelidir” diye cevap verdim. Bunun üzerine: “Bir müddet bekle işi anlarsın” buyurdu. Bir müddet sonra kalbimde kendilerine karşı muhabbetten eser kalmadı. 0 zaman: “Gördün mü, sevgi benden midir, senden midir?” buyurdu.”
Polo
In Fotoğraflar, Günlük gibi on Temmuz 19, 2007 at 3:30 am60 yıl önce ingiltere’de üretilmeye başlanmış olan polo,dünyada en çok bilinen ve en çok satan naneli şeker markası. Ben bu şekeri çok severek yerdim ancak bir anda piyasadan kalktı bugün girdiğim bir bakkalda karşımda görünce küçük bir şok yaşadım desem yeridir. Ben bir paketi çarçabuk tükettim darısı diğerlerinin başına.
Sevenlerine duyrulur, afiyet olsun.
Komşu
In Uncategorized on Temmuz 18, 2007 at 12:37 amİki ayrı saksının birbirine komşu çiçekleriyiz.
Bir adım ötemdesin, çiçeklerin çiçeklerime sevinçlerin sevinçlerime karışır çoğu zaman.
Ağlarsın; gözyaşın yağmurum olur, yumuşatır kalbimi.
Ağlarım; dinlersin sessizce.
Bilirim hep yanımda yöremde kök salacaksın bu hayata.
Daha nice kışlar ve baharlar geçirmek dileğiyle…
Pardon :)
In Uncategorized on Temmuz 16, 2007 at 8:59 pmPardon, benim param yok, sizin de bir banka hesabınız… Neden sizin paranızı biraz dinlenmesi için benim banka hesabıma yatırmıyoruz
Pardon, ben sizin söylediğiniz her şeyi sonuna kadar dinledim bayım, yazık ki artık kendi söyleyeceklerimi hatırlayamıyorum!
Pardon, ben sizi dikkatle dinliyorum İsmail Hakkı bey, ismim ne demiştiniz!..
Pardon, size küçük bir soru soracaktım ama beklerken büyüdü. Size büyük bir soru sorabilir miyim?
Pardon, ben sizden sıcak bir çorba istedim, siz bana soğuk bir gazoz getirdiniz. Daha iyi bildiğiniz bir lisan varsa, söyleyin orada buluşalım!
öyleyse yaz!!!
In Uncategorized on Temmuz 15, 2007 at 9:36 pmBugün yeni bir şeyler söylemek lazım…
Öyleyse yaz!
İnsan bir şeyi sevmeden anlayamaz
Öyleyse yaz!
İnsanlar seni istedikeri kadar iyi bilsinler
Ama kendi kendini aldatabilir misin?
Öyleyse yaz!
Güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan yıldızları da göremezsin
Öyleyse yaz!
Düş ve dua
In Uncategorized on Temmuz 12, 2007 at 1:04 pm
Yağmura nisana ve yaşıma aldanıp
uçurumları kıyı sanarak
ve dağlar erişilmeyince acı verir
sözünü unutarak.
Kaf dağına gitmek istedim ırmak inadıyla yürüdüm uzaklara
bir derviş olup yürüdüm uzaklara
yanıldı denektaşım geriye döndüm
kutsal sözler panayırına sığınıp
ipeksi bir sessizliğe büründüm
bir hayat mahcup veda
tanrım gülleri
ve sesiz harfleri koru.
İbrahim Tenekeci
İhtiyarlık
In Uncategorized on Temmuz 11, 2007 at 3:22 pmHoşçakalın
In Günlük gibi on Temmuz 3, 2007 at 10:10 pmArkadaşlar kısa bir süre aranızda olamayacağım.
Bloglarınızı da bir süre ziyaret etme imkanım olmayacak ne yazık ki…
Geldiğimde telafi ederiz inşaallah.
Yanıtlayamadığım yazılarınız için üzgünüm,
geldiğimde hepsini özenle cevaplamak niyetindeyim.
Yarışma projemizden de sizleri haberdar edicez inş.
Blogumu yalnız bırakmayın olur mu?
HOŞÇAKALIN
Alın teri
In Fotoğraflar, Günlük gibi on Temmuz 1, 2007 at 5:56 pmPoyralı, Ayşegül 2007@
Arkadaşlar hep hayaller üstüne konuşuyoruz kendimi biraz sorumlu hissettim ve yarışmaya katılana kadar şu alın teri temasına bir uygun kare bulabilir miyim diye arşivi karıştırdım.
Karşıma bu teyze çıktı ismi Resmiye ve kendi tarlalarında alın teri döküyor.
Aslında teyzenin daha hoş kareleri varda hepsinde ben veya abim var offf
(
Türkiye’nin renkleri
In Güncel on Temmuz 1, 2007 at 5:38 am
Çamlıhemşin, Attila Durak 2003@
“Ebru” kelimesi; akışkanlık, hareket, esneklik, geçişkenlik ve değişkenlik çağrıştıran görsel bir metafor olarak, kültürel zenginliğimizi anlatmak için kullanılan “mozaik” gibi alternatiflere nazaran çok daha anlamlı -ve olanaklı- göründüğü için projenin adı olarak seçildi. Projeye katılanlar da Türkiye’nin kültürel çeşitliliğinin akışkan, birbirini etkilemiş, yer yer birbiriyle karışmış renklerden oluştuğunu düşünüyor. Su ve kağıdın yaratıcı bir şekilde bir araya getirilmesiyle oluşan ebru, aynı anda hem tarihsel akışı hem de “geçici kalıcılığı” kavramsallaştırmak için çok uygun bir sembol. Projenin fotoğraflarını çeken Attila Durak, bu projeyle “Türkiye’nin dünden yarına doğru akmakta olan Ebru’sunun bugününü – bir anını” belgelediğini söylüyor.























