Bu şarkı aslında Jeff Buckley den dinlemeli ama bu görüntüler eşliğinde olması şarkının etkisini güçlendirmiş.
Bu şarkı aslında Jeff Buckley den dinlemeli ama bu görüntüler eşliğinde olması şarkının etkisini güçlendirmiş.
İlmin iki kanadı, zannın ise bir kanadı vardır. Zan eksiktir, uçuşta kusurludur. Bir kanatlı kuş çabucak baş aşağı düşer; tekrar bir iki adım uçar ya da -biraz- fazla. Zan kuşu, yuva ümidiyle bir kanatla düşe kalka gider. Zandan kurtulunca bilgisi ortaya çıkar; o bir kanatlı kuş iki kanatlı olur, kanatlarını açar. Ondan sonra doğru yolda doğruca yürür; yüzüstü düşerek veya hasta halde değil. İki kanatla, Cebrail gibi zansız, tereddütsüz ve dedikodusuz uçar.
Bence biz besleniyoruz diye kendimizi kandırıyoruz. En azından ben kendi adıma bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sabahları kahvaltı niyetine mısır gevreği veya içilen bir fincan kahve, öğle arasında koştura koştura uğranılan kafeler veya en yakın hamburgercinin kuyruğunda aman bugün hangi menüyü seçsem telaşları
Ama bakınız eskiler böyle mi beslenmiş.
Afiyet olsun

İstanbul Modern, 30 Mayıs-26 Ağustos 2007 tarihleri arasında, dünyaca ünlü Alman fotoğrafçı Andreas Gursky’ nin retrospektif sergisine ev sahipliği yapacak. Münih’ teki Haus der Kunst tarafından düzenlenen sergide, sanatçının 23 yıllık kariyerini kapsamlı biçimde yansıtan 35 fotoğraf yer alacak.
Ayrıca sergide, sanatçının geçen yıl bir müzayede de 3,5 milyon dolara alıcı bulan ve yaşayan bir fotoğrafçının yapıtına şimdiye kadar ödenen en yüksek ücretle bir rekora imza atan �99 Cent II Diptychon� adlı eserinin de yer alacağı açıklandı.
Malumunuz İstanbul Modern perşembe günleri ücretsiz ziyaretçi kabul ediyor ben genelde o günleri tercih ediyorum sizinde bilgilerinize.
Bu arada İstanbul Modern e gitmişken terasa çıkmayı ihmal etmeyiniz bence, harika bir tarihi yarımada panoraması seyretme imkanınız var.
İyi seyirler
)
Andre Comte-Sponville in bu bahsedeceğimiz kitabı, ülkesi olan Fransa’ da haftalarca en çok satanlar listesinde yer almış. Ancak bu ülkemizde ki çok satanların (genellikle) özelliği olan sathilikle yargılayacağımız cinsten bir kitap olduğunu göstermiyor.
Erdemi; harekete geçen ya da geçebilen bir güç olarak tanımlarken; erdemin aynı zamanda öğrenilebilir bir şey olduğunu ancak bunun için en başta ne yapmamız gerektiğini anlamaya çalışmak gibi bir çaba içinde bulunmamızın şart olduğunu belirtir.
Yazara göre; “Eğer erdemli eylem bize haz vermiyorsa, bu zaten erdemli olmadığımızdan ötürüdür.”
Nezaket, sadakat, basiret,itidal, yiğitlik, adalet cömertlik, merhamet, bağışlama, minnet, alçakgönüllülük, sadelik, hoşgörü, saflık, yumuşak huyluluk, iyiniyet, mizah, aşk gibi erdemleri ayrı ayrı başlıklar altında işlemiş.
Bence okunası bir kitap, özellikle de batı menşeli bir yazardan bu değerleri okumak ayrı bir bakış açısını görmek açısından önemli.
tavsiye ederim
)
Albaraka Türk “Alın teri” temalı fotoğraf yarışması düzenliyor.İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’nin danışmanlık yaptığı yarışmaya katılım için son tarih 2 Eylül 2007 olarak belirlendi. Fotoğrafa gönül veren herkesin katılabileceği yarışmada, katılımcılardan alın terini anlatan enstantaneleri yakalamaları isteniyor.
Makinanızı yanınızdan ayırmayın bence, her an bir kare yakalayabilirsiniz. Bu yarışma kaçmaz:))
Sultanahmet Camii kitabesi.
Hiç camiilerin, tarihi mezarlıkların, hazirelerin, medrese, külliye ve benzeri tarzda ki ecdada ait yapıların yanından geçerken içinizden ben şu kitabeleri niye okuyamıyorum diye geçirdiniz mi?
Özellikle İstanbul da yaşayanlar için bu soru mutlaka kendi kendimize sormamız gerekli olan bir soru diye düşünüyorum.
Çünki İstanbul;
Eski bir Osmanlı hanımefendisi gibi hala tarihin derinliklerinden o kitabelerle uzanıp, kendisinin izini sürmeniz için bize bir şans veriyor.
Sadece İstanbul’ un tarihteki izini sürmek için bile Osmanlıca öğrenilir.
Ee hadi bekliyorum bu kitabede ne yazıyor?
)
Bu sanırım yayınladığım hem ilk video hem de ilk şarkı.
Seviyorum bu şarkıyı:)
Bugün motorla köprünün altından geçerken bu kare dikkatimi çekti.
Ve şunu düşündüm göğün yedi kattan meydana geldiğini bilen bizler.
Bir gün el birliği ile bir merdiven yapsaydık o katmanlarda dolaşmak için
Merdivenin alttan bakınca görüntüsü böyle bir şey olurdu herhalde dedim kendi kendime.
Küçükken bulutları birşeylere benzetme derdinde olan çocuklar demek istediğimi anlamışlardır sanıyorum.
Hayal gücü işte arkadaşlar insana ne düşündüreceği belli olmuyor:))
Nutella ekmek kardeşliğini sevmeyen var mı?
Yok mu?
(Lütfen şu çikolatlı gofret reklemında ki çilli kız gibi vurgulayarak okuyalım:))
Bilmiyorum bunların birlikteliğini ilk ne zaman keşfetmiştim.
Sanırım teyzemlerin Almanya da yaşamasını da hesaba katarsak henüz Türkiyeye ithal edilmeden önce bizim eve girmişti bu muhterem.
Yani benim bunlarla tanışıklığım oldukça eski, dostluğumuz oldukça kadim.
Özellikle öğrencilik dönemlerinde glikoz ihtiyacını da kılıf olarak kullanarak kavanozla birlikte ders çalışırdık.
Aslında onlarla ilgili yazılacak o kadar çok hatıram var ki iyi kötü;
ben en iyisi hiç başlamayayım.
He bu arada lütfen diğer çokokrem türleri ile karıştırmayın onun adı nutella:))
İki fotoğraf arasında ki 7 farkı bulunuz
)
Hayattada karşımıza çıkan pek çok hadisenin böyle iki rengi var diye düşünüyorum.
Kişi hangi taraftan bakıyorsa o yüzünü görmeye mahkum oluyor…
Siz hayatın hangi rengine bakıyorsunuz?
Bu arada bu fotoğrafta her hangi bir ps yok, sadece görüntülenme zamanları farklı.
Topkapı Sarayı şimdi de laleleri ile değilde yeşilinin davetkarlığı ile bizi bekliyor
Hayat gailesi insanı çarçabuk içine çekiyor.
Faturalar, ekstreler,biten akbil, iş güç derken soluk soluğa kalıyoruz bazen gün içinde.
Böyle anlarda bazen bir şey size göz kırpıyor sanki ” hayat bu değil; ıskalamaya gelmez dikkatli ol diyor.”
Bugün yerde gördüğüm bu uyarı sanki Metro’ya için değilde, hayatın tuzaklarına karşı uyarı gibiydi.
Hayatta da bizi böyle uyaracak levhalar olsa ne iyi olurdu değil mi?
Çok şey mi istiyorum:))