Mart, 2007 için Arşiv
Şımarık
In Fotoğraflar on Mart 23, 2007 at 11:54 amAşk
In Mesnevi on Mart 21, 2007 at 5:05 pm
Bütün maddi ve manevi sevgi ve bağların hepsi, gerçekte Allah’ı sevmek ve bilmektir.
Gerçek aşığa aşktan başka her şey haramdır.
İnsan birine aşık olduğu zaman ne zilletlere katlanır! Sevgilisine kavuşmak için her şeyini feda eder. Aşık için de Peygamber’in ve Allah’ın aşkı bundan aşağımıdır?
Aşıkla maşuk arasında tam bir teklifsizlik bulunması ne güzel şeydir!
İnsan her zaman göremediği, işitemediği ve düşünemediği bir şeye aşıktır. Mecnun Leyla’nın hayaline aşıktır. Mecazi bir sevginin hayali ona böyle bir tesir yaparsa, gerçek sevgilinin aşığa kuvvet, kudret bağışlamasına hayret etmemek gerekir.
Suret aşkın fer’idir; çünkü aşk olmadan suretin değeri yoktur. Aşk, sureti meydana getirir.
Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin içinde vardır. İnsan kendisini yaratanı nasıl sevmeyebilir? Bu sevgi onun özündedir; fakat bir takım engeller bunu duymasına mani olur. Her şeyin sonu O’na varır. Yani artık insan her şeyi Allah için sever, başkası için O’nun talebinde bulunur ve bu aşk böylece Allah’ta nihayetleşirse, sonunda Allah’ın zatını da bulur.
Ahret de, Hak da, dostluk ve muhabbette gizlidir.
Asıl olan sevmektir. İnsan kendisinde bu hissi duyunca, onu arttırmak için çalışmalıdır.
Vücutlarımız bir kovan gibidir; bu kovanın balı ve mumu da Allah aşkıdır.
Bikes
In Edebiyat on Mart 21, 2007 at 12:08 pm” “Hatırla sen kimdin? Burada ne arıyorsun? “Odadaki notlardan biri de buydu.Bu diğerlerinin aksine objeleri tanıtmaktan ziyade Bay boş u sorgulamaya yönlendiriyordu. Aslında Bay boş un yapmaya çalıştığı şey sorgulamak değildi.Ama bilinmez bir nedenle zihninin içinde düşünceler, görüntüler var gücüyle oradan oraya onu sürüklüyordu.
Tam böyle bir anda notun da etkisiyle fotoğraflara bakıp kendini zorladı ama zihnindeki fotoğrafın mı yoksa elindeki fotoğrafın mı peşine düşmeliydi karar veremedi.
Bay boş hala zihninin kontrolünün elinde olduğunu zannetse de damarlarında dolaşan ilacın tesiri yavaştan kendini göstermeye başlamıştı. Beyninin içinde gerçekleşen tepkimeler hormonlarının salgılanma hız ve miktarlarını değiştirdikçe Bay boş un kararsızlığı artıyordu.
Bu arada monitörün arkasındaki asistanlar ilacın etkisini açıktan görmeye başlayacaklarını hissetmiş olacaklar ki notlar almaya başladılar bu evsiz hakkında.Aslında tam olarak merak ettikleri insan zihni ilacın etkisi ile var olmayan bir dünyayı “geçmişi” kabul edebilirmiydi.”
SEREFRAZ
Yukarıda okuduğunuz metin “yazı odasında yolculuklar” kitabının 12.sayfasından sonra hikaye ye benim uygun bulduğum son…Yani bağımsız olarakta anlaşılır olduğu için paylaşmak istedim bu denemeyi.
Yazı odasında yolculuklar
In Kitaplık on Mart 20, 2007 at 3:27 pmKitabın yazarı Paul Auster; uzun yıllar çevirmenlik yapmış biri şimdi kendi kitabını yazıyor işte bunun da ismi “yazı odasında yolculuklar”. Bu kitap için; edebiyat eleştirmenlerinin bir kısmı, Amerikan edebiyatının ulaştığı noktalardan birini net bir biçimde yansıttığını söylüyorlar. Bu yorumlardan sıyrılıp kendi fikrimi söylemem gerekirse farklı bir yazı tarzı ile yazılmış bir kitap okumak isterseniz okunası bir kitap…
İyi okumalar
SEREFRAZ
Bir mabed bekçisi Cemil Meriç
In Kitaplık on Mart 13, 2007 at 4:58 pmBu bahsi geçecek olan kitabın yazarı Dücane Cündioğlu ve kitabı geçtiğimiz Tüyab fuarından almıştım.Cemil Meriç önemli bir fikir adamımızdır ama onun mütercim yönünden açıkçası haberim yoktu.Bu kitabta kendisinin ne kadar çok yönlü bir kişi olduğunu öğrenmemiz yanında, çevirmenliğinde ne kadar hassas olduğunu da öğreniyoruz.Dücane Cündioğlu’nun tarzını sevenler için kaçırılmayacak bir kitap. Hem bir üstadın farklı bir yönü aydınlanıyor hemde doya doya Dücane Cündioğlu’ nu okuyorsunuz.
SEREFRAZ
Sevgili Kızım
In Kitaplık on Mart 12, 2007 at 8:24 amKitabın ismine bakıpta bir babanın kızına yazdığı mektupların derlemesi olan bir kitap olduğunu düşünürseniz yanılırsınız.Kitap; Fuad Köprülü’ nün talebesi Fevziye Abdullah Tansel’e yazdığı mektuplardan oluşuyor.Ee buraya kadar herşey normal, aslında bu kitabın orjinalliği mektupların el yazısı ile yazılması. (Osmanlı Türkçesi)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. yayınlarından çıktı.
Rubailer
In Edebiyat on Mart 11, 2007 at 3:36 pmEsdikçe saba damen-i gül çak olmuş
Bülbül güle baktıkça tarabnak olmuş
İç badeyi çünki bad elinden nice gül
Kopmuş da dalından dökülüp hak olmuş…
Ömer Hayyam
İstanbul’da Yaşama Sanatı
In Kitaplık on Mart 10, 2007 at 5:28 pmKitabın yazarı Haluk Dursun, İstanbul un altından girip üstünden çıkmış mı desem karış karış ona hakim mi desem bilmiyorum. İnsan İstanbul gibi bir şehir de yaşıyorsa; şehrin gezilip görülecek yerleri diye bir listesi olmalı elinde her daim.
Siz böyle bir listeye sahip olmayabilirsiniz veya bunu hazırlamak içinde bir kılavuz lazım canım derseniz eğer işte size o rehber. Aslında İstanbul u gezerken bize yol gösterecek bir kitap daha var aklıma gelmişken onu da buraya ekleyelim Murat Belge’ nin -İstanbul Gezi Rehberi-
Mezarlık…
In Edebiyat on Mart 10, 2007 at 4:40 pm…
Bakma kabristanın ancak saha-i medhuşuna
Durda bir müddet kulak ver nale-i hamuşuna
Kalbi hiç benzer mi bak sima-yı heybet puşuna
Kim ki dalmıştır hayatın seyl-i cuşa cuşuna
Can atar bir gün gelir yorgun düşüp aguşuna
M.Akif Ersoy
Read the rest of this entry »
Pera Müzesindeki sergi kaçmaz!
In Güncel on Mart 9, 2007 at 5:04 pmBugün dar bir vakittede olsa Pera Müzesindeki Ali Emiri Efendi sergisini gezme fırsatı buldum.
Kaçırılmayacak bir sergi desem yeridir.Sergilenen materyaller kadar onların sergilenme usulleride sergi seyrini önemli oranda etkiliyor.
Bu açıdan Pera müzesi sunumda başarılı bence.
5. kattan başlayarak İvan charmayeff in kendsine yollanan mektup zarflarından yaptığı kolaj çalışmalarını,4. katta ise son elli yılın logo ve amblemlerinin sergisini 3. katta (tam da bu kat beni zaman yolculuğuna sürükledi)
Ali Emiri Efendinin koleksiyonunda yer alan ferman ve beratları ayrıca Türkiye’de belki de dünya da tek nüshası kalmış olan Kaşgarlı Mahmut un Divan ı Lügatit Türk adlı eseri de sergide baş köşede tek başına bi camekanın içinde sergileniyor.
Sadece bunlar bile gitmemiz için yeterli ama bir alt katta da imparatorluktan portreler adında çoğunun size göz kırpacağını sanacağınız kadar gerçekçi olan portreleri görebiliyorsunuz. 1. katta ise ölçüler ve tartılarla ilgili bir sergi var.Burada da dirhem dediğimiz ölçünün gerçekten ne kadar küçük bir şey olduğunu gördüm.:)
SEREFRAZ


